İtikâfı Bozan ve Bozmayan Şeyler
İtikâf halinde olan bir kimsenin dinî ve tabiî ihtiyaçları
için zaruri olarak mescidden dışarı çıkması, itikâfını
bozmaz.
Örnek: İtikâfda bulunanın (mutekifin) cuma namazını
kılmak için mescidden çıkması, din bakımından bir özür
olduğundan itikâfına engel değildir. Zaten cuma namazının
süresi bilinmiş olduğundan, adağın dışında
kalmış olur.
Yine, abdest ihtiyaçlarını gidermek ve gusletmek için
çıkması da tabiî bir özür olduğundan itikâfa zarar vermez.
Yine, bulunduğu mescidin yıkılmaya yüz tutması veya
oradan zorla çıkarılması da, zarurî bir özür olduğundan
itikâfa zarar vermez.
(Şafiî'lere göre, cuma namazı için başka bir camiye
çıkılıp gidilmesi itikâfı bozar. İtikâf bir hafta
devam edecekse, cuma namazı kılınan bir mescidde itikâfa
girmelidir.)
Cuma namazını kılmak veya ihtiyacı gidermek için en
yakın olan yere gidilir, arkasından mescide dönülür. Bir özürden
dolayı mescidden çıkılınca, başka bir mescidde o itikâf
tamamlanır.
Bir özür olmaksızın mescidden çıkmak itikâfı
bozar. Onun için itikâf yapan bir kimse, geceleyin veya gündüzün özür
bulunmaksızın bir müddet kasden veya sehven mescidden çıkarsa
itikâfı bozulur. Bu müddet, iki İmama göre, bir günün yarısından
ziyade bir zamandır. Bir görüşe göre de, günün belirsiz bir
saatinden ibarettir. Kadın da itikâf ettiği odadan özürsüz evinin
içine çıkarsa, itikâfı bozulur.
Şu işleri yapmak için mescidden dışarıya
çıkmak da itikâfa engel olur: Hasta ziyaretinde bulunmak, cenaze
hizmetinde bulunmak, cenaze namazı kılmak, şahidlik etmek, bir
hastalık sebebiyle bir saat kadar dışarı çıkmak da
itikâfı bozar. Ancak itikâf adağı yapılırken,
hastaları ziyaret ve cenaze namazında bulunmak şart kılınmışsa,
bunlar için çıkılması itikâfı bozmaz.
Pek az rastlanan bir özürden dolayı da dışarı
çıkmak itikâfı bozar. Boğulmakta olan veya yangına düşmüşü
kurtarmak için dışarıya çıkmak itikâfı bozduğu
gibi, cemaatın dağılmasıyla dışarıya çıkmak
da bozar.
İtikâfda bulunan bir kimseye, bu ibadeti esnasında birkaç gün
baygınlık veya cinnet gelse, itikâfı bozulur. İyileşip
kendine gelince yeniden itikâfa başlar. Öyle ki, bu durum devam ederek
birkaç sene sonra üzerinden kalksa, yine itikâfı kaza etmesi gerekir.
Yukarıda anlatılan meseleler, vacib olan itikâflar içindir.
Nafile olan itikâflarda, bir özür bulunsun veya bulunmasın, dışarı
çıkmakla veya hastayı ziyaret etmekle itikâf bozulmaz.
Vacib olan bir itikâf bozulunca, onun kazası gerekir. Meselâ:
Belli bir ay için yapılan itikâf esnasında bir gün oruç bozulsa
veya dışarıya çıkılsa, yalnız bir günlük itikâf
için kaza gerekir. Fakat belirsiz olarak fasılasız bir ay için
nezredilmiş bir itikâf esnasında, böyle bir gün oruç bozulacak
veya dışarıya çıkılacak olsa, yeniden bir aylık
itikâfa başlamak gerekir. İtikâf yapan bu kimse ister kendi iradesi
ile oruç yesin ve dışarı çıksın, ister iradesi dışında
olarak cinnet ve bayılma durumuna düşsün, eşittir.
Başlandıktan sonra bırakılan nafile bir itikâfın,
tercih edilen görüşe göre, kazası gerekmez.
İtikâf eden kimse için, zevcesi ile cinsel ilişki kurmak veya
buna sebeb olacak öpme ve okşama gibi herhangi bir hareket, gerek gündüz
ve gerek geceleyin olsun, haramdır. Cinsel ilişki ister kasden, ister
unutarak olsun, itikâfı bozar. İnzal olması şart değildir.
Diğer hareketler ise, inzal olmadıkça itikâfı bozmaz. Bakmak ve
düşünmek sonunda meydana gelecek inzal ve ihtilâm da itikâfı
bozmaz.
İtikâf halinde olan kimse, muhtaç olduğu şeyleri
mescidde bulundurmaksızın mescidde satın alabilir. Mescide zarar
vermeyecek şeyleri mescide getirebilir. Mescid içinde yer-içer. Mescid içinde
hazırlanmış uygun bir yer varsa orada abdest alıp
gusledebilir. Böyle bir yer yoksa, dışarıya çıkar ve en
yakın yerde abdestini alır ve yıkanır, beklemeksizin hemen
mescidine döner.
İtikâfda olan kimse, ezan okumak için minareye çıkabilir.
Minarenin kapısı mescidin dışında olsa bile zarar
vermez.
"Allahım, bizi kendini senin kulluğuna adamış, emirlerine ve yasaklarına titizlikle uyan kullarından eyle. Amin. Ve övgü, âlemleri terbiye eden Allah'a mahsustur."