|
Ticaret Mallarının Zekâtı |
|
Ticaret (alım-satım) için olan akarların kira
bedelleri de ticaret malı sayılır. Bu ticaret için olan
mülklerden alınan gelirlerde ticaret niyeti olması şart
değildir.
Sene başında nisab miktarına ulaşan (kıymetleri
en az iki yüz dirhem gümüş veya yirmi miskal altın bulunan)
ticaret mallarının zekâtı için, sene sonundaki kıymetlerine
itibar olunur ve bu kıymetlere göre zekât verilir. Bu kıymetler
nisab miktarından aşağıya düşerse, zekât
verilmez. Sene ortasında azalıp çoğalmalarının
bir tesiri olmaz.
Ticaret için olan hayvanlarda da, hayvanların sayısına
veya saime olmalarına bakılmaz. Her halde bunların kıymetleri
esas alınır.
Ticaret mallarının sene sonundaki kıymetleri,
bulundukları yerdeki piyasaya göre takdir edilir. Bu fiyat biçmede
sahibleri serbestir. Dilerlerse bu kıymetleri altın ile ve
dilerlerse gümüş ile takdir ve tayin edebilirler. Fakat bunlardan
birine göre nisab miktarında bulunduğu halde, diğerine göre
nisaba ulaşmasa, nisaba ulaşan değere göre zekâtı
vermek gerekir. Meselâ: Bir ticaret malının kıymeti iki
yüz dirhem gümüşe eşit olduğu halde, yirmi miskal altına
eşit olmayıp bundan eksik olsa, nisab bulunduğuna göre
hesaplanarak o malın zekâtı verilir.
Ticaret niyeti, ticaret işi ile beraber olmalıdır.
Böyle bir işten soyutlanmış olan bir niyetle bir mal,
ticaret için olmuş olmaz. Buna göre, bir insan bir malı satın
alırken veya satmak için birine verirken ticarete niyet etse, o
mal ticaret için olur.
Fakat bir kimse, kendisine miras bırakılan, bağışlanan
veya vasiyet gibi bir yolla geçen mal hakkında ticareti niyet etse,
yalnız bu niyetle o mal ticaret için olmaz. Bu mesele İmam
Muhammed'e göredir. Fakat İmam Ebû Yusuf'a göre, bir kimse
kendisine bağışlanan veya vasiyet edilen bir malı
ticaret niyetiyle kabul etse, o mal ticaret için olmuş olur. Çünkü
ticaret mal kazanmak için yapılan bir sözleşmedir. Bir
kimsenin kabulü bulunmadıkça, mülküne girmeyecek olan bir
şey ise, onun kabulü ile bir kazancı olur. Artık onun bu
işinde ticaret niyetinin bulunması sahih olur.
Başlangıçta ticaret niyeti ile satın alınmamış
olan bir takım eşya veya bir miktar zahire benzeri mal,
ileride satılmak üzere saklanırsa, bu bir ticaret malı
sayılmaz. Onun için bunun üzerinden bir yıl geçmekle zekâtı
gerekmez.
Ölçülür, tartılır veya sayılır şeylerden
olan bir ticaret malının kıymeti, sene sonundan sonra
artacak veya eksilecek olursa, buna bakılmaz. Ancak tam sene
sonundaki kıymetine bakılır, ona göre zekâtı
verilir.
Örnek: Sene başından sonuna kadar yüz bin lira
kıymetinde bulunan kırk kilelik bir ticaret zahiresi, sene
sonundan sonra yüz yirmi bin liraya çıksa veya seksen bin liraya
düşse, bu değişikliğe bakılmaz, tam sene
sonundaki yüzbin liradan ibaret olan kıymete göre zekât verilir.
Buna göre, zekâtı, malın kendinden kırkta bir nisbeti
ile verilmediği takdirde, kıymeti olan yüz bin liradan aynı
kırkta bir nisbeti ile ödenir.
Ticaret malları bir yıl içinde kendi cinsleriyle veya
başka cinslerle değiştirilecek olsa, bir senelik müddet
kesilmiş olmaz; yine sene sonunda zekâtlarını vermek
gerekir. Geçer paraların değiştirilmesi hakkında da
hüküm böyledir.
Örnek: Bir kimse sene başında en az iki yüz
dirhem gümüş kıymetinde bir ticaret malına sahib olsa
veya bu değerde geçer parası olsa, sene ortasında
bunlarla başka bir ticaret malı aldığı zaman
bakılır. Eğer elde olan bu mal sene sonunda yine iki yüz
dirhem gümüş kıymetinde veya daha ziyade ise, zekâta bağlı
olur.
Ticaret için olmayan Saime hayvanlar, sene içinde gerek kendi
cinsleri ve gerek başkası ile değiştirilecek olsa,
sene başından başlayan müddetin hükmü kalmaz. Değiştirmek
suretiyle ele geçen mal veya nakid üzerinden, değişme
tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe zekât gerekmez.
Örnek: Saime olan kırk koyun, sene içinde başkasına
verilip bunların yerine yine saime olan kırk koyun veya beş
deve alınacak olsa, bunların alınışı üzerinden
bir yıl geçmedikçe onlardan zekât alınmaz. Çünkü
saimelerden alınacak zekât, onların ayinleri (bizzat
kendileri) ile geçerli olur. Onlara karşılık alınan
saime hayvanlar ise, önceki saime hayvanların aynı değildir.
Halbuki ticaret mallarında bu ayniyet işine bakılmaz.
Bunlarda geçerli olan sadece maliyettir. Ticarette ise bu değişiklik
istenen bir esas olup bu maliyete aykırı değildir.
Ancak bu saime hayvanlardan zekâtları verilmeden veya
verildikten sonra geçer para ile değiştirilecek olur da adamın
yanında başka geçer paralar nisab miktarı bulunursa, bu
nakidler birbirine ilâve edilir. Bu nisab miktarı ana para üzerinden
bir yıl geçince, hayvanlardan ele geçirdiği paralar da buna
ilâve edilerek zekâtları toptan verilir. Nisab miktarı
ticaret malı bulunduğu takdirde de hüküm böyledir.
İmam Züfer'e göre, bu saime hayvanlar kendi cinsleri ile
değiştirilirse, bu değişiklik müddetin hükmüne
engel olmaz. Yine aynı senenin sonunda zekâtlarını
vermek gerekir, değiştirme tarihine bakılmaz.
(İmam Şafiî'ye göre de, gerek kendi cinsleri ile,
gerek cinslerinden başkası ile değiştirilmiş
olsunlar, müddet kesilmiş olmaz.)
Ticaret maksadı ile kırlarda, mübah mer'alarda
beslenen ehli hayvanlar, saime zekâtına değil, diğer
ticaret malları gibi, kıymetlerinin kırkta biri
nisbetinden zekâta tâbi olurlar. Fakat sonradan yalnız sütleri
veya dölleri alınmak üzere saime olmalarına niyet edilecek
olursa, o zaman saime zekâtına bağlanırlar ve zekât başlangıcı
bu niyet tarihinden başlayarak tam bir yıl sonunda geçerli
olur. Böylece sene sonunda zekâtları saime olarak verilir.
Mübah mer'alardan maksad, para ve kira karşılığı
olmaksızın bütün insanların hayvanlarını
parasız otlatmalarına ayrılan yerlerdir. |