|
Arazi Ürünlerinin Zekâtı |
|
1) Öşür Arazisi: Fethedilen bir memleketin halkı
kendi rızaları ile müslüman olur da, ellerindeki arazi onların
mülkiyetine geçirilirse veya bir memleket kuvvet gücü ile fethedilip
arazileri islâm mücahidlerine mülkiyet üzere verilmiş olursa,
bu gibi topraklar öşür arazisidir. Arab yarımadası bu
çeşit arazidir. Bu toprakların ürünlerinden onda bir veya
yirmide bir nisbetinde "Öşür" adı ile zekât alındığı
için bunlara "Öşür Arazisi" denmiştir.
2) Haraç Arazisi: Bu, anlaşma veya üstünlük elde
etmek suretiyle fethedilip yerli bulunan gayri müslim halka veya diğer
gayri müslimlere temlik edilmiş olan topraklardır. Irak köyleri
ve çevresi bu kısımdandır.
Bu çeşit araziden, ya ürününe göre veya uygun görülecek
belli bir miktarda (haraç) adıyla bir vergi alınır. Bu
zekât değildir.
3) Sırf Mülk Arazisi: Memleket arazisinden olup
Hazineye ait iken sonradan bir bedel karşılığında
bazı kimselere satılmış bulunan topraklardır.
Bunların ürünleri de, sahibleri müslüman olunca, zekât bakımından
Öşür arazisinin ürünleri gibidir.
Yalnız mülk evlerin çevresindeki mülk bahçeler, bu
evlere bağlı olduğundan bunların ürünlerinden ve ağaçlarının
meyvalarından öşür vesaire alınmaz.
4) Memleket Arazisi: Vaktiyle müslümanlar tarafından
fethedilip bir kimsenin mülkiyetine geçirilmeksizin bütün müslümanların
yararına bırakılmış olan topraklardır.
Bunlar bütün halk adına devlete ait olup kullanma hakkı
halka tapu ile verilegelmiştir. Bunların yalnız kullanma
hakları belli kimselere aittir. Bu haklara sahib olanlar icarcı
(kiralayan) hükmündedir. Devlete verecekleri belli hisse veya vergiler
de, icar bedeli hükmündedir. Bundan dolayı böyle bir arazinin ürününden
öşür ve diğer bir nam altında zekât gerekmez. Çünkü
öşür ile haraç veya öşür ile bu hükümde bulunan icar
bedeli bir arazide toplanmaz. Türkiyedeki arazi genellikle bu kısımdandır.
Arazi ürünlerinde İmam Azam'a göre nisab aranmaz. Buğday
arpa, pirinç, darı, karpuz, hıyar, patlıcan, yonca,
şeker kamışı benzeri öşür arazisi ürünlerinde,
az da olsa çok da olsa, "Öşür" adı ile hisse alınır..
İki İmam'a göre, beş vask_____ miktarı
olmayan ekinlerden ve insanların elinde bir sene kalmayacak
sebzelerden öşür alınmaz.
Bir öşür arazisi yağmur veya ırmak, çay suları
ile sulanırsa, ürünleri onda bir nisbetinde "Öşür"
zekâtına tâbi olur. Eğer dalya, dolap ve hayvan ile veya satın
alınacak sularla bütün sene veya senenin yarısından çoğu
sulanacak olursa yirmide bir nisbetinde öşür alınır.
Tohumlar, amele ücretleri ve diğer masraflar elde edilen üründen
çıkarılmaz. Bu ürünler üzerinden bir yıl geçmesi de
gerekmez. Bir yıl içinde birkaç defa elde edilen ürünlerin
hepsinden aynı ölçülerle öşür alınır.
Öşürde esas arazidir, mal sahibi değildir. Bir öşür
arazi vakf edilse, çocuklara veya mecnunlara ait bulunsa, yine ürününden
"öşür" alınır.
Öşür arazisindeki bal ve kudret helvasından da onda
bir nisbetinde zekât alınır. Ekilmeden başka bir işe
yaramayan tohumlar ise, zekâta tâbi olmaz. Bunlar ticaret için olursa,
ticaret malı kısmına girip zekâtları verilir.
Zeytin ve susam tanelerinden öşür alındığı
takdirde, sonradan elde edilecek yağlarından tekrar öşür
alınmaz.
Yine, öşrü verilen üzümler için sonradan tekrar zekât
vacib olmaz.
Öşür arazisi ürünlerinden alınacak muayyen hisseler,
ürünler tamamen yetişip elde edildiği zaman alınır.
Bundan önce alınmaz. Öyle ki, daha bitmemiş ekinlerin ve
belirmemiş olan meyvelerin öşürlerini vermek caiz değildir.
Fakat bunlar bittiği ve belirdiği zâman, sahibleri dilerse öşürlerini
verebilirler.
Daha öşrü verilmemiş olan ekinlerden veya ağaç
üstündeki meyvelerden yenmemelidir. Bununla beraber öşrünü
hesab edip ödemek niyeti ile yenilmesi helal olur. Çünkü yediğini
ödemiş olacaktır.
Öşür arazisi ürünlerinin öşrü veya memleket
arazisinin icar bedeli zamanında verilmeyip sonradan zayi olsa veya
sahibi ölse, bunu ödemek gerekir.
Mer'alardan ve çayırlardan biçilip toplanan otlardan, mübah
kabul edilen dağlarda yetişip kendiliğinden büyüyen
kerestelik ağaçlardan, kamışlardan veya kendiliğinden
yetişmiş başka ağaçlardan, derelerden, avlanan balıklardan
öşür alınmaz.
Fakat dağlardan toplanan meyvelerden öşür alınacağı
gibi, ağaçlık, kamışlık edinilen yahut çayır
elde etmek için su verilen öşür arazisinden ve müslümanlara
ait mülk araziden her yıl kesilip satılacak ağaçlardan,
kamışlardan ve otlardan da öşür alınır.
Yine, bu arazide bulunup kendisi ile ipek böceği beslenilen
dut yapraklarından öşür alınır, ipeğinden alınmaz.
Bu ipek hayvana bağlıdır. İpek böceği öşre
bağlı olmadığından, onun bir parçası sayılan
ipek de öşre bağlı olmaz.
Öşür arazisi ürünlerinden veya memleket arazisi ürünlerinden
bir kısmı, sahibleri tarafından ticaret maksadı
olmaksızın anbarda saklanır da üzerinden bir yıl geçtikten
sonra satılırsa, bedelleri olan paralar nisab miktarı
olsa bile, bunlara zekât vermek gerekmez. Çünkü zekât, öşür
ile veya kire bedeli ile birleşmez. Ancak satılıp alınan
bedeller üzerinden bir yıl geçerse, o zaman zekât gerekir.
Yine bu ürünlerin sahibine bir ay veya bir sene yiyecek olmak
üzere yetecek miktardan fazlası nisab miktarına ulaşır
da, ticaret niyeti ile saklanırsa, üzerinden bir sene geçince zekâta
bağlı olur.
|